Veri 4 Ağustos 2026

Tüketicinin yüzde 75'i pazarlamayı alakasız buluyor — pazarlamacıların yüzde 60'ı zaten hazır olmadan gönderdiğini söylüyor

Optimizely'nin 1.000 İngiliz tüketici ve 100 İngiliz pazarlamacıyla yaptığı The Marketer's Survival Guide araştırmasında tüketicilerin yüzde 75'i aldığı pazarlamayı alakasız buluyor; yüzde 69'u mesajları jenerik, yüzde 61'i hacmi bunaltıcı buluyor, yüzde 62'si markalar yapay zekâ kullanmaya başladığından beri pazarlama içeriğine daha az güveniyor. Aynı araştırmada pazarlamacıların yüzde 60'ı kampanyaları optimize edecek zaman ya da veri olmadan başlattığını söylüyor.

Üstteki lacivert üretim bandından düşen mesaj blokları kesikli eşik çizgisini dört noktadan delip altta devrik bir yığın oluşturuyor; eşiğin üstünde dik duran tek zümrüt blok

Optimizely’nin The Marketer’s Survival Guide raporu, 1.000 İngiliz tüketici ve 100 İngiliz pazarlamacıyla yapılan iki ayaklı bir anketten çıkıyor ve iki ayağı yan yana koyduğunuzda ilginçleşiyor. Tüketici tarafı beklenen tabloyu veriyor: yüzde 75 aldığı pazarlamayı düzenli olarak alakasız buluyor, yüzde 69 mesajların jenerik olduğunu ve aynı markadan mükerrer e-posta geldiğini söylüyor, yüzde 61 hacimden bunaldığını, yüzde 56 faydalı iletişim kuran marka bulmanın zorlaştığını belirtiyor; yüzde 42 alakasız içerikte ilgisini kesiyor, yüzde 35 kötü bir deneyimden sonra listeden çıkma eğiliminde. Yapay zekâya dair iki rakam tabloyu keskinleştiriyor: yüzde 62 markalar yapay zekâ kullanmaya başladığından beri pazarlama içeriğine daha az güveniyor, yüzde 67 reklamlardaki yapay zekâ üretimi insan görsellerini ürkütücü buluyor. Pazarlamacı tarafı ise itiraf niteliğinde: yüzde 60 kampanyaları optimize edecek zaman ya da veri olmadan başlattığını, yüzde 66 çoklu araç ve platform yönetiminin gereksiz iş yarattığını söylüyor. Optimizely’nin pazarlamadan sorumlu kıdemli başkan yardımcısı Tara Corey’in teşhisi kendi ürününü de kesiyor: “Yapay zekânın bunu düzeltmesi bekleniyordu, ama şimdiye kadar çoğunlukla pazarlamacıların aynı şeyden daha fazlasını üretmesine yaradı.”

Araştırmayı bir kişiselleştirme yazılımı satan şirketin yayımladığını akılda tutmak gerekiyor; yine de asıl değeri, çoğu benzer anketin sormadığı ikinci soruda. Alakasızlık genelde bir hedefleme sorunu olarak kurgulanır: yanlış kişiye ulaştık, veriyi düzeltelim. Bu rakamlar başka bir yeri gösteriyor — yüzde 60, yanlış kişiye ulaştığını değil, hazır olmadan gönderdiğini söylüyor. Yani alaka bir hedefleme çıktısı değil, bir tempo çıktısı. Takvim haftada dört kampanya istiyorsa, o dördü besleyecek düşünce ya da veri olmasa da dördü çıkıyor; tüketicinin “junk” dediği şey, çoğu zaman kötü hedeflenmiş değil, erken doğmuş içerik. Bu, panodaki kod bolluğu tablosunun pazarlama tarafındaki aynası: üretim ucuzladıkça kıtlaşan şey üretim değil, doğrulama oluyor. Yapay zekâ bu denklemi tek yönde değiştiriyor — hacmi büyütüyor, hazır olma eşiğini büyütmüyor. Bir pazarlama ekibinde sorulacak soru artık “daha fazlasını nasıl çıkarırız” değil; “çıkmaması gerekeni kim durduruyor.”